Girişimcilik çocuklukta
başlar…
Girişimcilik bir kültürdür. Hayatın içinde yaşayarak kazanılır. Önce
ailede başlar; çocuğa sus, dur, otur la davranarak değil ona insiyatif verilerek,
güvenerek, deneyimlemesine fırsat verilerek, hata yapmasına, hatalardan ders
almasına izin verilerek gelişir. Her
şeyi büyükler bilmez. Çocuklardan da öğreneceğimiz çok şey var. Kendi kendine
denemeye öğrenmeye araştırmaya yönlendirilen çocuk bazen yanlışlar
başarısızlıklar hatalar yapsa da öğrenecektir, hatalardan dersler alacaktır.
Çocuk öğrenerek gelişecektir. Hiç bir şeyi yaşayarak öğrenmesine –denemesine izin verilmeyen çocuk; yetişkin olduğunda iş yapma yada yapmak zorunda olduğu bir şeyi yapmaya
kalkarsa tabiî bedelini daha büyük bir bedelle ödeyecektir. Kendi
insiyatifi, karar alma yeteneğini geliştirmemiş bir çocuk yetişkinliğinde
kendine güvensiz başkalarına bağımlı ve mutsuz bir yaşam sürecektir. Çocuklarımızı
hep korumak isteriz. En basit işleri bile biz yaparız, ama aslında ona iyilik
değil kötülük yaptığımızı biliyor muyuz? Bunun girişimcilikle ne ilgisi var der
gibisiniz. Oysa çok büyük ilgisi var. Çocuğun hatalar yapmasına izin vermek
gerekir. Sabırla gelişmesini izlemek gerekir. Bu yazı bir çocuk gelişimi yazısı
değil elbette. Birçok yetişkinin yaşadığı sorunlar aslında
çocukluklarımızda yatan eksik hatalı eğitimlerden, yanlış baskı sonucu terbiyeden
kaynaklandığını uzmanlar söylüyor. Çocukluklarında kısıtlanan, deneme yanılma
ile bir çok şeyi öğrenmeyip hazır bulan bir çocuk tan büyüdüğüne de girişimci
olmalarını beklemek hayaldir. Girişimcilik denince akla ilk gelen yenilikçilik,
fark yaratmak, farklı olmak, yaratıcı düşünmektir. Kimsenin yapmadıklarını
denemek, risk e girmektir. Bunu çocukluğunda denememiş bireylerden girişimci
olmalarını bekleyemeyiz. İcat ve keşiflerle patent sıralamasında dünyada neden
geriyiz bunları sorgulamamız gerekir.
Bir ülkenin kalkınmasında yeni
fikir ve icatların çokluğu, verimlilik
ve üretim artışının önemi yadsınamaz. Ne
kadar üretim ve yenilik yapılırsa ülke kalkınması o oranda gelişecektir. İnsanlarımız
yenilik yapmaya teşvik edilmeli girişimci eğitim anlayışı bir kültür olarak
uygulanmalı, yenilik yapan fark yaratan, farklı düşünen ayıplanmamalı aksine
teşvik edilmelidir. Ülkemizde girişimcilerimiz ne kadar çoğalırsa işsizlikte azalır gelişmemiz artar dışa bağımlılığımız
azalır, zengin ve kendine yeten bir ülke oluruz. Çocuklarımız büyüdüğünde
ayakları üzerinde durabilen, kendine güvenen mutlu bireyler olmasını istiyorsak çocuklarımızı
girişimci yetiştirelim.